Osteoporoz nedir?

Osteoporoz, kemiğin birim hacimdeki mineral yoğunluğu azalması sonucunda sertliklerinin azalıp, kalitelerinin bozulması sonucunda daha zayıf ve kırılgan olmasıyla ilerleyen ve önlem alınmaz ise ilerleyen bir hastalıktır. En çok görünen yerler ise omurlarda, kalça ve bilek kemiklerindedir. Fakat vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenir.

İstatistikler bize gösteriyor ki 50 yaş üzerindeki her 3 kadından 1`inin ve her 5 erkekten 1`inin, hayatının bir döneminde kırık yaşayacağını gösteriyor.

Osteoporoz kimlerde görülür?

Bu sorunun cevabı en büyük risk faktörümüz olan YAŞLANMADIR. Genel kanı olarak daha çok kadınların maruz kaldığı bir hastalık olarak bilinse de, erkekleri de etkileyen önemli bir sağlık problemi. Yüzyılın bize getirdiği iyileşen yaşam koşulları ile insan ömrü uzamasıyla birlikte bu hastalık yaşla bağlantılı olduğunu göz önünde bulundursak riskin arttığını görebiliriz.

Osteoporozda kemik kaybı hangi yaşlarda başlıyor?

Fizyolojisini incelediğimizde kemik dokusu yapım ve yıkım faaliyetleriyle sürekli yenilenir. Bu yapım ve yıkım süreci 30 yaşına kadar dengeli bir şekilde devam ederken ki bunun anlamı yapım faaliyetlerinin lehinedir, bu yaştan itibaren denge, yıkımın lehine değişiyor. Kemik minerilizasyonu 30 yaşından sonra kadınlarda, yıllık yüzde 0.5`lik bir oranda geri dönüşümsüz kemik kaybı başlıyor ve bu kayıp menopoza girilmesi ile (45-50 yaş) vücutta hormon dengesinin değişmesi ile birlikte hızlanıyor.

Osteoporoz daha çok hangi kemikleri etkiler?

Kemikler vucudumuzun yükünün taşıyan yapılar olarak omur cisimlerini etkiliyor. İtatisliklere göre tüm osteoporoz olgularının yüzde 47`si omurlarda, yüzde 20`si kalçada, yüzde 13`ü bileklerde ve yüzde 20`si diğer kemiklerde görülüyor Yaşlanınca boyun kısalmasının ana sebebi omur cisimlerindeki çökme kırıklarıdır.Daha sonra ise kalça,diz ve bilek olarak ilerliyor.

Osteoporoz sonuçları

Zayıflayan kemiklerimizin bir sonucu olarak meydana gelen kırık ve bu kırıklara bağlı olarak meydana gelen sekonder (ikincil) problemler tedaviyi iyice zorlaştırmaktadır.İstatisliklere göre 50 yaşın üzerinde kalça, omur ve el bileği kırılma riski, kadınlarda yüzde 40, erkeklerde ise yüzde 13 olarak kabul ediliyor. Bu istatistiksel veriler, her 50 yaşın üzerindeki 10 hastadan 4 tanesinin kalça, omur ya da el bileği kırığı ile karşılaşma riskine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Osteoporoz risk faktörleri nelerdir?

En önemli risk faktörü düşük kemik minerilizasyonudur(yogunluk).  Bu nedenle menopoz yaşı olarak kabul edilen 45-50 yaşlarında mutlaka bir kez kemik yoğunluğu ölçümü yaptırılması gerekiyor. Diğer risk faktörleri ise cinsiyet,genetik,aşırı alkol ve kafein tüketimi, kortikosteroid adı verilen ilaç grubunun ve tiroid tedavisinde kullanılan ilaçların uzun süreli kullanımı. Ayrıca tiroid bezi, ağır karaciğer ve böbrek hastalıkları, bazı romatizmal hastalıklar yine minör faktörler arasında yer alıyor.

Kadınlarda neden daha fazla görünüyor ?

Her 5 kırıktan 4`ü kadınlarda görülüyor. Bunu sebepleri;

1-) Kadınlarda menopoz sonrası meydana gelen hormonal ve fizyoloji değişmeleri gösterebiliriz.Sadece menopoza bağlama doğru dağidir tabii ki..

2-). Kadınlarda östrojen hormonu fazla testosteron hormonu ise azdır erkeklerde ise testosteron hormonu fazla östrojen hormonu azdır. Testosteron hormonu vücuda daha maskuler, sert bir yapı sağlamaktadır.

3-)Doğum ve doğum sürecinin öncesi ve sonrasının nasıl geçtiği

4-) Kadınların geçirdiği çocukluk dönemi, hamilelik öncesi dönemi.

Osteoporozun belirtileri nelerdir?

En önemli belirtisi ortaya çıkan kırıklardır. Halk arasında osteoporozla ilgili yanlış bilinen şey, osteoporozun ağrıya neden olabileceğidir. Kırık olmadığı sürece osteoporoza bağlı ağrı oldukça nadir görülür. Omurgalarda meydana gelen kırık sonucu; boy kısalır, duruş bozukluğu ve omurga deformitleri ve açısal bozukluklar yaşanır ve kamburluk ortaya çıkar. Ortaya çıkan bu durumlar sonucunda kemikler  karın boşluğu ve göğse baskı yapabilir ve buradaki organları olumsuz etkilenirken hastanın vücut imajı bozabilir.

Osteoporoz nasıl tedavi edilir?

En iyi osteoporoz tedavisi ise risklere karşı KORUNMAKTIR.

Osteoporoz tedavisinde en önemli amacımız risk olan bireylerde kırıkları önleyici yaklaşımdır. Kırıkları önlemenin en iyi yolu ise kemik mineral yoğunluğunu korumak hatta artırmaktır ve kas zayıflıklarını gidermektir. Tedavi ve danışmak için gelen bireylerde yapılan değerlendirmeler sonucunda görülen kas zayıflıklarını, bozulan postur (duruş) yapısını iyi analizi yaparak düzeltmektir. Daha ileriki vakalarda ise günlük yaşam aktiviteleriniz maksimize ederek sosyal hayata katılımı artırmaktır.

Tedavide önemli olan husus ise “DOĞRU BESLENME” ve “DOĞRU EGZERSİZ”

Kemik sağlığı için 4 öneri

1-) Osteoporozdan korunmak doğumdan önce,anne karnında iken başılıyor. Bebeğin anne karnındaki beslenmesi kemik sağlığını yakından etkiliyor.

2-) Kemik kütlesi 30 yaş civarı maksimuma ulaşıyor.(Bazı araştırmalar omurga kemiklerinin daha ileriki yaşlara kadar devam ettiğini söylemektedir.)  Bu yüzden 30 yaşından önce kemik mineral yoğunluğu ne kadar artırılırsa risk o kadar düşüyor

3-) Kemik mineral yoğunluğunu maksimuma çıkarmak için önemle üzerinde durulan konulardan biri EGZERSİZ, diğeri de BESLENMEnin düzenlenmesi. Bu yüzden çocukların basketbol, voleybol, ip atlamak, zıplamak ve dans etmek gibi kemik yoğunluğunu artırıcı fiziksel aktivite ve egzersizler yapmaya teşvik edilmesi gerekiyor.

4-) Beslenmenin en önemli iki noktasını kalsiyum ve D vitamini alımı oluşturuyor

Yaş ile alınması gereken Kalsiyum miktarları ;

 

0-6 ay bebek: 360 mg
6 ay – 1 yaş: 540 mg
1 – 10 yaş: 800 mg
11 – 18 yaş: 1000 mg
Erişkin kadın – erkek: 800 mg
Hamile kadın: 1200 mg
Emziren kadın: 1200 mg
Menapozdaki kadın (östrojen almayan): 1200 mg

Kalsiyum emilimini arttıran faktörler

• Büyüme, hamilelik, emzirme gibi doğal ihtiyaç artışı
• Vitamin D
• Sütteki laktoz
• Hidroklorik asit, sitrik asit, askorbik asid (vitamin C)
• Egzersiz
• Fosfor dengesi

Kalsiyum içeren yiyecekler:

En iyi kalsiyum kaynağı süt ,peynir, yoğurt ve diğer süt ürünleridir. Yeşil yapraklı sebzeler de iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar ancak ıspanak gibi yüksek ogzalik asid içerenlerinde kalsiyum emilimi azalmıştır. Karnıbahar, brokoli, kurubaklagiller, kurutulmuş meyveler, susam, fındık, pekmez kalsiyum içeriği yüksek gıdalardandır. Limon, portakal, çilek, yumurta gibi besinlerde orta derecede, etler ve diğer taze sebze ve meyvelerde ise daha az derecede kalsiyum bulunmaktadır.

Dietimizin (beslenme) doğal ve dengeli olması gerektiğini söylemeye gerek yok diye tahmin ediyorum..

SONUÇ : Önemli olan husus anne rahminden başlarak bütün ömür boyunca koruyucu sağlığa önem vermekten geçiyor. Ama herhangi bir nedenden dolayı osteoporoz riskiniz var ise veyahut tanınınz konuldu ise size tavsiyem ;

FİZYOTERAPİSTİNİZE DANIŞIN..

Çünkü En Değerli Hazine Sağlığınız.

Sağlıkla kalın..

Fizyoterapist Alper KIZIL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir