Sağlıklı Yaşlanmak !

“Ne ekersen onu biçersin”

Yaşlanmak..Çoğumuzun duyunca aklımıza bir dizi şey getiren o kelime..Her kişinin rahatça fikirlerini belirtebileceği kelime.

İnsanın fizyolojisinin bir sonucu..

Bilim adamları ve bilim bu konuda birçok teori geliştirmelerine rağmen hala tam aydınlatılamamıştır. Bu teoriler bize tam mekanizmanın nasıl meydana geldiğini anlatamasa da bize sağlığımızı nasıl korumak gerektiği hakkında yol gösterici olduğunu unutmayalım

O zaman bakalım yaşımızda ki sayılar yükselince vücudumuzda ne gibi değişiklikler meydana geliyor;


1. Kas kitleniz azalırken yağ kitleniz artar.
2. Beden hızı ve ritmi yavaşlar.
3. Metabolik hızınız düşer.
4. Hücreleriniz insulin daha dirençli olur.
5. Kötü kolesterol yükselirken, iyi kolesterol düşer.
6. Kan basıncı artar.
7. Kemik mineral yoğunluğu azalır.
8. Böbreklerin fonksiyonu azalır.
9. Beyindeki sinir hücreleri azalır.
10. Growth hormon (büyüme hormonu) sekresyonu düşer.
11. Erkeklerde testesteron, kadınlarda östrojen düşer.
12. Tiroid hormonları düşer.
13. Melatonin düşer.
14. Yeni kan hücreleri yapımını uyaran eritropoetin düşer.
15. Erkeklerde bir dişilik hormonu olan östradiol artar.
16. Ölüm hormonu kortizol artar.
17. Süper oksit dismutaz gibi iyi enzimler düşer. Erkeklerde testesteronu östrojene çevirir.
18. Aromataz gibi kötü enzimler artar.
19. Deri kalınlığı azalır ve bu daha çok kırışıklık demek.
20. Vücut ve derideki su oranı düşer. Bu daha kuru ve daha kırışık cilt anlamına gelir.
21. Beş duyu yetenekleri azalır ve bozulur. Tat duyusu bile düşer, her şeyin tadı aynı gelmeye başlar.
22. Bağışıklık sisteminin kontrol yeri olan Timus bezi büzülür.
23. Sindirim bozulur ve yavaşlar.
24. Bedende yaygın bir mikropsuz iltihap durumu oluşur.
25. Beyin, karaciğer ve bazı kritik organlar küçülür ve fonksiyonları azalır.
Bu yazıda daha çok hareket sistemi ile ilgili meydana gelen değişikliklere bakalım.
Kaslar neden bu kadar önemli?
Yaşlanmanın başlamasıyla birlikte vücutta birçok değişiklik meydana gelir. Yapım olaylarının azalması ve yıkım olayların arasındaki dengenin yıkım lehine kayması ile birlikte en büyük kayıplarımızdan biri kas kaybıdır. Hareket sistemimizin en temel bileşeni olan kaslar azaldıkça güç kaybı yaşamaya başlarız. Bu güç kaybı başlangıçta hissedilmez hatta görünüm olarak bile belli olmaz. Hissedilmez dememin sebebi çoğu sedanter bir yaşam tarzı olan bireyler günlük yaşamda kaslarını çok az kullanır zaten. Yani masa başı bir iş yapan kişi veyahut arada ayakta çalışan birisi kaslarını zorlayıcı herhangi bir faaliyette bulunmaz.
Neden yaşlandıkça yağlanırız?
Yaşlanma ile yine fizyolojinin doğal sonucu olarak kaslarımızı kaybetmeye başlarız. Kas kaybetmek demek bazal metabolizma hızımızın düşmesi anlamına geliyor.(Vücuttaki canlılık olaylarının sürmesi için gereken enerjiyi sağlayan metabolizmaya bazal metabolizma denir) Yani rölantide çalışan bir araba düşünelim. Arabanın motoru ne kadar büyük ise o kadar fazla yakıt tüketir, ne kadar küçükse o kadar az yakıt tüketir.İşte vücudumuzdaki yıkım olayları artmaya başlayınca ,kas kaybetmeye başladıkça yediğimiz besinlerden açığa çıkan enerji kullanmak yerine enerji fazlası olarak açığa çıkar. Harcanmayan bu enerji ise depo edilir ve bilin bakalım bu depo şekli nedir? Evet tahminleriniz doğru “yağ” şeklinde. İhtiyaç fazlası yağ demek fazladan yük demek. Tabiî ki tek sebep bu değil. Değişen hormon dengemiz ,Aktivite düzeyi..vs..

Yağ bu kadar kötü bir şey mi??
Bu soruyu soran kişiye cevap vermeden önce şu soruyu sormak gerektiğine inanıyorum “Hangi yağ?”. Yağlar hücrelerimizin vücudumuzun en temel yapıtaşlarından biridir. Yağlar vücudumuzda hücrelerin zarından, üretilen hormonların yapıtaşlarına kadar her yerde bulunur. Yani yağ normal koşullarda bizim parçamız ama yağ hücrelerimiz aşırı yağ depolamaya başlayınca dostumuz olmaktan çıkıyor..
Emektar kemikler..
Ömrümüz boyunca bütün yükümüzü çeken emektar kemiklerimiz..Yaşla birlikte içerisinde bulunan kalsiyum ve fosfor minerilizasyonu azalıyor ve mukavemeti azalıyor.
Hormonlar
Erkeklerde testesteron, kadınlarda östrojen düşer cümlesi genel bir ifadededir. Erkekte testesteron fazla östrojen hormonu az, kadında ise östrojen fazla testesteron hormonu az miktarda bulunur. (Bu arada bu hormonlar birbirilerine çevrildiğini unutmayalım..) Testesteron hormonu yapısı gereği vücuda maskuler bir yapı kazandırır. Erkeklerin kadınlara rölatif (göreceli) kas yoğunluğunun fazla olmasının temel sebebi budur. Ostrojen hormonu ise kadınlarda bir koruma kalkanı gibidir. Kadınlarda kalkan görevi yapar. Ama yaş ile birlikte erkeklerde azalan testesteron ile birlikte maskuler yapıda azalma meydana gelir. Kadınlarda ise menopoz dönemi ile birlikte (45+-3) östrojenin koruma özelliği azalır..

AZALAN AKTİVİTE !
Şahsi görüşüm çoğu kültürel nedenlerden dolayı kişiler emekli olduktan sonra aktivite düzeylerini azaltarak zaten sedanter yaşam biçimlerini artırarak geçirmektedir. Azalan aktivite düzeyi ile birlikte zaten fizyolojik olarak yaşlanan vücudun yaşlanmasını daha da hızlandırmadır.
NASIL ENGELLERİM?
Meydana gelen fizyolojik değişmeleri kabaca değinmeye çalıştım. Peki bu sonuçları nasıl engellerim sorunun cevabına gelelim. Bu sorunun en önemli cevabı “DOĞRU EGZERSİZ”,”SAĞLIKLI BESLENME”.
Doğru egzersizler birlikte vücuttaki artan kas yoğunluğu bizim yaşlanırken kaybettiğimiz kasları engellememizde yardımcı olur. Bazı hormon seviyemizin düşmesini engeller.
Yapılan egzersizle birlikte kas kaybımımızı minimal seviyede tuttuğumuzda bahsettiğim bazal metabolizma ve genel metabolizma hızı düşmeyeceğinden yağlanma sorununu da çözmüş oluyoruz. Unutma fazla yağ demek kemiklere ve kaslara ekstra yük demektir.
Doğru egzersiz ile kemik, tendon ve bağ dokularımızda güçlenerek hareket sistemimin temel parçalarını da güçlendirmiş oluyoruz.
DAHA GENÇİM BEN, YAŞLILIĞA ÇOKKKKK VARRR (MI?)
Yazımın başında yazdığım “Ne ekersen onu biçersin” atasözünü açıklamak istiyorum ;
Egzersize ne kadar erken başlarsak ve ne kadar sürekli yaparsak yukarıdaki belirttiğim hususlar bu kadar sağlıklı ilerler. Gençken yapılan spor bizim kemik minerilizasyonumuzu artırarak kemiklerimizde depolana kalsiyum ve fosfor miktarı artırır. Özelikle bayanlarda menopoz öncesi depolanan mineraller menopoz sonrası dönemin nasıl geçeceğini belirler.
Şunu unutmayalım ki egzersiz kemiklerinizi, kaslarınızı, tendonlarınızı, bağ dokularınızı kuvvetlendir, kemik mineral oranınızı artırır doğal olarak sağlamlığını artırırarak ileriki yaşlarda başta OSTEOPOROZ riskinden korur, yağlanmanızı engelleyerek vücudunuza binen yüke engel olur, metabolizmanızı, sizi, psikolojinizi sağlamlaştırır.
İlk makalemizde sağlıklı yaşamak olmasının sebebi sağlık bozulmadan önlem alınması farkındalık sağlanması gereken bir konuya inandığım içindir. Yaşadığımız sürece ne kadar dikkatli ve özenli davranırsak vücudumuza oda bize öyle davranır unutmayalım. Bir sonraki yazımızda büyük harflerle yazılan kelimelerin içeriğine gireceğiz. Doğru egzersiz, sağlıklı beslenme, osteoporoz gibi konulara gireceğiz.

Çünkü En Değerli Hazine Sağlığınız.

Sağlıkla Kalın..

Fizyoterapist Alper Kızıl

Bu Yazıyı Paylaş !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir