Skolyoz (Omurga eğriliği) Nedir? Tanı ? Tedavi ?

İnsan omurgasına yan profilden bakıldığında girinti ve çıkıtılara sahiptir. Boyun ve bel bölgesinde hafif çukurluk (lordoz) ve sırt bölgesinde hafif kamburluk (kifoz) vardır. Arkadan bakıldığında ise tam düz bir hat üzerinde dizilmiş omur cisimlerini görmeliyiz. Skolyoz (Omurga eğriliği) omurganın, sağ veya sol yöne doğru eğilmesi ve/veya aynı zamanda kendi eksenleri etrafında dönmesi ile oluşur.

Aşağıda normal bir omurganın yandan ve arkadan görünüşü ve skolyozlu herhangi bir omurganın arkadan görünüşünü görmektesiniz.

Solda: Normal Omurga  Sağda: Skolyoz Olan Omurga 

Tek başına bir hastalıktan ziyade birçok hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan bir bulgu olarak kabul edilen omurga eğriliğinin seyrinin de kişiden kişiye değiştiği görülmektedir. Bu nedenle skolyozda tedavi yaklaşımının da aynı doğrultuda hastaya göre farklılaşması gerekir.

Skolyoz X-Ray(Röntgen) Görünümü

Skolyoz, birçok hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi, farklı yaşlarda ve omurga yapısının çeşitli bölgelerinde görülebilir.  Omurgadaki eğrilik “C harfi şeklinde” tek bir eğri olarak ya da “S harfi şeklinde” iki eğri olarak gelişir.

Solda: Normal Omurga Ortada: C tipi Skolyoz Sağda: S tipi Skolyoz 

Skolyoz, her yaş grubunda görülmekle birlikte tanı konma ergenlik yaşına kadar sürebilmektir . Sorunu ortaya çıkaran birçok neden olmakla birlikte iki farklı kişide aynı sebeple ortaya çıkan skolyoz, aynı şekilde seyir göstermez. Skolyozun kişilere göre değişen kendine özgü tedavi yöntemi yöntemleri vardır. Ancak çocuklarda ve gençlerde hastalığın hiç belirti vermeden ilerlemesi erken tanının zorluğunu ve önemini ortaya koymaktadır.

Büyümenin en hızlı yaşandığı ergenlik döneminde semptomlarının görülme sıklığı artan skolyoz, tedavisinde başarılı sonuçlara ulaşabilmek için erken dönemde fark edilmesi,gözlem ve tedavi altında gerekir. Erken dönemde teşhis ve tedaviye başlanmamış ve ilerlemiş omurga eğriliklerinin özellikle çocukların gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Skolyozun oluşturduğu çok önemli bir sorunlardan birisi ise, önlem alınmadığı taktirde estetik sorunların yanında kalp ve solunum sistemi gibi sistemik ve geri dönüşümsüz hasarları ortaya çıkarabilmesidir.

Skolyozun görülme sıklığı nedir?

Skolyozun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte toplumda görülme sıklığı yüzde 2-4 arasında seyretmektedir. Vakaların büyük çoğunluğunda skolyozda eğrilik seviyesi düşük seviyededir ve tedaviye ihtiyaç duymaz veya çoğunlukla fark edilmez. Düzenli  kontroller ve bilinçli egzersiz programları ve  sıkıntısız devam edebilmektedir. Ancak bazı çocuklarda büyümenin devam etmesiyle deformitenin de şiddeti artmasından dolayı skolyoz tedavisini uygun yöntemlerle devam ettirilmesi gerekmektedir.

Nedeni tam tespit edilememiş olsa da skolyoz kız çocuklarda erkek çocuklara göre rölatif yaklaşık 8-10 kat daha sık görülebilir. Omurgasında eğriliği olan kişilerin ancak yüzde 10’unda skolyoz, tedavi gerektirecek safaya gelir.

Skolyozun belirtileri nelerdir?

Skolyoz erken tespit edildiğinde gözlem ve tedaviye alındığında başarı oranı daha yüksektir. Ancak zamanında tanı konulmaması durumunda ilerleyen omurga eğrilikleri çocukların normal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Skolyozun en sık rastlanan belirtisi omurgada görülen anormal eğriliktir. Bunun dışında skolyozun başlangıç dönemlerinde herhangi bir yakınmaya neden olmadığı için tanı da genellikle tesadüfen konur.Genelde aileler çoçukların üzerilerini değiştirirken farkederler.

  • Kötü duruş,
  • Omuz seviyeleri arasında eşitsizlik,
  • Elbiselerin vücuda tam olarak oturmaması,
  • Sırtta bir tarafta kemik kabarıklık (kürek kemiğinde(scapula) tümsek görünümü),
  • Bel kemiğinde bir tarafın öne çıkıntı yapması,
  • Kızlarda eteğin yukarı doğru çekilmesi,
  • Bel çukurlarındaki asimetri,
  • Vücut dengesinde sağa yada sola kayma şeklinde belirtiler gözlenir.
  • Boyunun karşıya bakarak yan doğru eğilmesi
  • Günlük yaşam aktivitelerinde rölatif tek taraflı güç kaybı

Skolyozda görülen bu hafif değişiklikler aile üyesi, yakın bir arkadaş  ya da öğretmen tarafından fark edilebilir. Bu durumda mümkün olduğunca hızlı teşhis için sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.

Skolyoz türleri nelerdir ?

Skolyoz, birçok hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi, farklı yaşlarda ve omurganın farklı segmentlerinde görülebilir. Doğuştan (konjenital) skolyoz, idiopatikskolyoz, erken başlangıçlı skolyoz, travmatikskolyoz, nöromuskulerskolyoz olarak farklı türleri bulunan skolyozun tipine göre tedavi yöntemleri de türlerine göre farklılık göstermektedir.

İdiopatikskolyoz 

Skolyoz vakalarının yüzde 80’den fazlasının nedeni bilinmemektedir. Skolyozun en sık görülen şeklidir. Özellikle kız çocuklarda hızlı büyümenin yaşandığı ve iskeletin geliştiği ergenlik döneminde ortaya çıkmaktadır.

  • 0-3 yaş  grubunda görülen infantil başlangıçlı idiopatikskolyoz,
  • 4-9 yaş arasında görülen Jüvenil başlangıçlı idiopatikskolyoz
  • 10-18 yaş arasında görülen de adolesan başlangıçlı idiopatikskolyoz adını alır.

Ergenlik çağında ortaya çıkan skolyoz ağrı gibi bir belirti vermediği için tespit edilmesi de zordur. Bu nedenle skolyoz tanı konduktan ya da fark edildikten birkaç yıl önce başlamış olabilir. Ergenlik çağının herhangi bir döneminde ortaya çıkabildiği için de omurga büyümesi tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Nöromuskülerskolyoz

İkinci en sık görülen skolyoz tipi nöromuskuler skolyozdur. Beyin felci, Polio (çocuk felci), serebral palsiveya kas erimesi gibi nörolojik hastalıklara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşan skolyozdur. Bu grupta yer alan hastalarda da teşhis ve tedavinin erken dönemde yapılması ilerleyici kusurların ortadan kaldırılmasında son derece önem taşımaktadır. Erken dönem tedavisiyle çocuktaki eğriliğin ilerlemesi yavaşlatılabilir. Nöromuskülerskolyoz, idiopatikskolyozdan farklı olarak hastada duyu kusurları, solunum sıkıntısı gibi sorunlar meydana getirebilmektedir. Tedavisinde erken dönem müdahalede cerrahiden yararlanılmaktadır.

Ayrıca bu durumlara ek olarak, Nörofibromatozis, osteogenezisimperfecta, Marfan sendromu, EhlerDanlos gibi bağ dokusu hastalıkları, omurga kırıkları, omurga enfeksiyonları, Morquio, Gaucher hastalığı gibi çeşitli metabolik hastalıklar ve bazı genetik sendromik hastalıklarında skolyozun sebebi olabilir.

Doğuştan (konjenital) skolyoz

Üçüncü sıklıkla ise konjenital skolyoz görülür. Bebeğin anne karnında gelişimi sırasında yaşanabilecek anomaliler nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Konjenitel skolyoz, genellikle omurgadaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlıdır. Bebegin görünümünde belirgin işaretler varsa tanı erken bebeklik döneminde konabiliyorken, genellikle konjenital skolyoz çok hızlı ilerlediği için tanı genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde konulabilmektedir. Konjenital skolyoz ilk yıllarda hızlı ilerler. Bu sebeple erken dönemlerde ortaya çıkan konjenital skolyozun tedavi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahaleyi gerektirebilir. Tanının geciktiği taktirde, büyüme hızla devam ederken skolyoz ilerleyip kötüye gider. Bu durumda konjenital skolyozun tedavisi cerrahi müdahaleyi gerektirmektedir..

Erken başlangıçlı skolyoz

10 yaş altında ortaya çıkan omurga eğrilikleri erken başlangıçlı skolyoz olarak tanımlanır. Küçük yaşta başlayan skolyoz, çocuğun bu yaşlardaki büyüme hızı fazla olduğundan çok hızlı ilerler.  Erken yaşta ortaya çıkan skolyoz,  sebebi bilinmeyen (idiyopatik) skolyozun tipleri olabileceği gibi, belirtilerine erken yaşta rastlanan ve hızlı ilerleyen konjenital (doğumsal) skolyoz da olabilir. Ayrıca bazı kas ve sinir hastalıklarına ve bağ dokusu hastalıklarına bağlı olarak da skolyoz erken yaşta görülebilir.

Erken başlangıçlı skolyozda eğriliğin ilerlemesini bazı faktörler belirler.Bunlardan en önemlisi çocuğun geriye kalan büyüme potansiyelidir. Çocuk ne kadar büyüyecekse skolyozun ilerleme riski o kadar artarcaktır. Bu nedenle ötürü tedavi prensipleri de ergenlik dönemi skolyozundan bu noktada ayrılmaktadır. Bu grupta seçilecek tedavi yöntemi, eğriliği kontrol altında tutarken aynı zamanda çocuğun omurgası, göğüs kafesi ve akciğerlerinin gelişimine engel olmaması gerekir. Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun tedavi seçenekleri çocuğun yaşına ve eğriliğin türüne ve yerine göre değişmektedir. Fakat genel olarak, gözlem, korse tedavisi ve cerrahi olarak söylenebilir.

Skolyoz tanısı nasıl konur?

Skolyozda erken teşhis tedavinin başarılı olmasındaki en önemli faktördür. Özellikle çocukların ebeveynleri, okul hemşiresi ya da öğretmenlerinin gözlemleri sorunun erken tespiti açısından değerlidir.

Skolyoza, hasta öyküsü ve fiziki muayene bulguları ve omurgayı içine alan görüntüleme teknikleri ile tanı koyulur. Ayakta çekilen tüm omurganın ön-arka ve yan görüntülerinde eğrilik açısı belirlenmektedir. Tedavinin şekli ve uygulanacak yöntem değerlendirilen omurganın eğrilik derecesi ve hangi eksenlerde hareket etmiş olmasının tespiti ile ilgili şekilenir. İlgili uzman tarafından eğrilik açısının ilerlemesi düzenli aralıklarla takip edilmesi gerekmektedir.

Skolyoz tedavisinde genel yaklaşımlar

Tedavi öncesi ve sonrası

Tedavinin şekli belirlenirken eğriliğin derecesi, altta yatan etken, yaş gibi birçok faktör degerlendirilmeli ve sonra skolyoz tedavisinin tamamen kişiselleştirilmesi gerekmektedir. Tıbbın temel prensiplerinden biri olan “Hastalık yoktur,Hasta vardır” prensibi unutulmamalıdır. Tedavide amaç, minimal sağlık sorunu ile birlite estetik olarak düzgün bir omurgadır. Bununla beraber oluşabilecek diğer sorunların da önüne geçilmelidir. Ancak skolyozda hastalığın seyrinin hastadan hastaya değiştiği ve uygulanan tedavide de elde edilecek sonuçların her hastada farklı olacağı unutulmamalıdır.

Tedavi gözlem-izlem,fizik tedavi ve rehabilitasyon korse tedavisi ve cerrahi olmak üzere üç ana kategorisi bulunmaktadır.

Gözlem-İzlem

Skolyoz tanısı alan hastalarda uygulanacak ilk tedavi seçeneği izlemdir. 20 dereceden küçük eğrilikler de iskelet gelişimi tamamlanmaya yakın hastalar için izlem ve belirli aralıklarla takip edilmelidir.

Fizik tedavi ve Rehabilitasyon

Skolyozun her aşamasında özellikle de 20 dereceden küçük eğrilikler başarı oranı oldukça yüksektir. Skolyozda eğilen omurga ile birlikte omurganın çevresindeki omurgaya yapışan veya onun desteği ile yerçekimine karşı pozisyonunu koruyan her doku etkilenmiştir. Vücudumuzun bir bütün olarak ele aldığımızda bizi ayakta tutan, dik tutan ve bütün uvuzlarımızı birbirine ve gövdeye bağlayan omurga merkezi dayanak noktamızdır. Bu yüzden burada meydana gelen en ufak değişiklik vücudumuzun diğer bütün kısımlarına etki etmektedir.

Omurga laterale (yana) ve rotasyon (dönme) yaparken onu çevreleyen sırt kasları, bağ dokular, ligamentler, yumuşak dokular, göğüs kafesi kemiklerimiz (Omurgalarla eklemleşirler) de etkileneceklerdir ve bazıları kısalacak bazıları ise uzayacak ve bu durumdan dolayı ise kas kuvveleri değişecek ve kaslar arasında imbalans (dengesizlik) ortaya çıkacaktır. Bu durumda vücut bir kısır döngü içerisine girerek skolyoz ilerleyecektir. İşte bu aşamada fizyoterapistin rolü çok önemlidir. Eğriliğin saptanması ve hangi dokulara hangi kaslara nasıl müdahale edilmesi gerektiğiniz tespiti yapılmalıdır. Genel geçer egzersizler ve hareketler skolyozun eğrilik derecesini ilerletecektir. Skolyoz tedavisi KESİNLİKLE KİŞİYE ÖZEL planlanmalı ve özel yöntem ve egzersizlerle (örneğin Schroth) tedavi edilmelidir.

Fizik tedavi cerrahi yapılabilecek hastalarda da cerrahi öncesi ve sonrası dönemde çok önemlidir. Gerekli fiziki değerlendirme sonrası yine kişiye özel yaklaşımlar benimsenmektedir.

Korse tedavisi

Skolyoz tedavisinde uygulanan diğer yöntemlerden biri ise korse tedavisidir. Korse tedavisinde amaç eğimin engellenmesidir ve omurgaya destek verilmesidir. Skolyoz derecesi 20-40 derece arasında olan ve büyümenin devam ettiği kişilerde etkilidir. Ancak çok küçük yaşlardaki çocuklarda korse kullanımı mümkün olamadığı için genelde düzeltme ve gövde alçıları kullanılmaktadır.

ABD ve Kanada’da çok merkezli olarak yürütülen ve erken dönem sonuçları 2013’te yayınlanan bir çalışma, korse kullanan hastaların ameliyat olma oranlarının, kullanmayanlara göre daha düşük olduğunu açıkça göstermiştir. Yani korse kullananların ameliyat olma ihtimali düşmektedir. Bu erken sonuçla çalışma durdurulmuş ve bütün hastalara korse verilmesi kararlaştırılmıştır. Korsenin günde 20-23 saat takılı kalması etki gösterme açısından önemli bulunmuştur.

Cerrahi

Skolyoz hastalarında eğim 40-45 derecenin üzerindeyse ve özellikle çocuklarda büyüme devam ediyorsa cerrahi tedavi kaçınılmaz olmaktadır. Eğrilik 50 derecenin üzerindeyse büyüme sona erdikten sonra da artmaya devam ettiği için ileride oluşabilecek komplikasyonların önüne geçmek için cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Düzeltme ve füzyon (sabitleme) ameliyatları akciğer gelişimini tamamlayan ergenler ve yetişkinlere uygulanmaktadır.  Cerrahi tedavi sırt ve bele yerleştirilen implantlar (vida-çubuk) yardımıyla yapılmaktadır.

Omurga eğriliğinin gelişimi devam eden küçük çocuklarda “uzatılabilen çubuklar sistem” ile eğrilik düzeltilmeye çalışılmaktadır.  Bu yöntemde omurgaya yerleştirilen vida ve çubuklarla füzyon işlemi uygulamadan çocuklardaki eğrilik düzeltilmektedir. Bu yöntem büyüme hızıyla paralel olarak tekrarlanır ve çubuklar 6 aylık aralıklarla uzatılır. Son yıllarda kullanılan manyetik uzaktan kumandalı cihazlar sayesinde artık bu yöntem ameliyata gerek kalmadan poliklinik şartlarında uygulanabilmektedir. Uzatılabilen çubuklar sistemi, çocuğun büyümesinin devam ettiği ergenlik sonuna kadar devam ettirilmektedir.

Çünkü En Değerli Hazine Sağlığınız.

Sağlıkla kalın..

Fizyoterapist Alper Kızıl

Bu Yazıyı Paylaş !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir